Kore Onursal muhabiri olarak kısa süre önce deprem bölgelerimize bir ziyaret gerçekleştirdim. Bu ziyaretim sırasında Adana, Gaziantep ve Şanlıurfa şehirlerimizde bulundum. Bölge ziyaretlerimde özellikle son durumu görmek ve depremzede halkımızla yaptığım röportajlarla da son durumu öğrenip sizlere aktarmak istedim.

Türk halkının ve devletinin sonrasında da globalden birçok yardımın bu bölgelerimize hala daha gitmekte olduğunu gördüm. Ancak dışarıdan gelen bu yardımlarda elbette bizlerin saptamakta zorlanacağı ihtiyaçlar da var. İşte tam da bu nedenle hem kendim bölgede bulunmak hem de bölge halkıyla ilerleyen süreçte ortaya çıkacak ihtiyaçları hakkında konuşmak istedim.

Bölgeye gitmeden önce ısınan havanın sadece sıcaklık gibi bir risk oluşturacağını düşünüyordum. Bölgeye vardığımda ise deprem nedeniyle yıkılan binaların molozlarının kaldırılmasıyla, doğanın tekrardan şehri sardığını gördüm. Tarım ve hayvancılık ile geçimin sağlandığı bu bölgelerde doğa tekrardan hükümdarlığı eline almış ve yaşamı sıfırlamış gibiydi.

Nurdağı/Gaziantep ve Adana bölgemizdeki ziyaretlerimde çekimlerimizi gerçekleştirirken sineklerin yoğunluğu rahatsız edici derecede fazlaydı. Isınan havalar nedeniyle böcek ve yılan tarzı zehirli hayvanların halkımıza da büyük bir risk oluşturabileceğini gördüm.

Doğu bölgelerimizdeki çocuk nüfusumuz da bilindiği üzere oldukça fazla. Çadır kentte yaşayan çocuklarımızla gerçekleştirdiğim bir sohbetimde, yanımda götürebildiğim birkaç paket yiyeceği onlarla paylaşmak istedim. Çünkü bilirsiniz bizde eli boş gidilmez. Konuştuğum üç çocuğa elimdeki yiyecekleri verirken bunu uzaktan gören diğer ailelerin, bir umutla çocuklarını bana yolladığını gördüm. Bu gerçekten çok üzücüydü çünkü o an devamını sağlayamayacağım bir durumdaydım. Neyseki arabadan birkaç yiyecek daha bulup elimden geldiğince yanıma gelen tüm çocuklara bir şeyler vermeye çalıştım. Çocukların açlığı gerçekten gözle görülür haldeydi.

Her ne kadar devletimiz bölgeye düzenli yiyecek yardımı sağlıyor olsa da çocuklarımız büyüme çağında. Ayrıca bölgeler öyle güzel bir doğaya sahip ki şu anda eğitim devamlılığı sağlayamayan çocuklarımız sürekli oyun oynuyor ve enerji harcıyorlar. Bölgeden ayrılırken depremzede çocuklarımızın gıda ve vitamin yetersizliğini deprem sonrasında gönüllü olarak yardım kampanyaları ve projeleri için kurduğumuz ve benim de yer aldığım Türkiye-Kore Yardımlaşma Platformuna bildirmek amacıyla not aldım.

Şanlıurfa’ya geçer geçmez platformumuza gelecekte bir çözüm bulabilmemizi umarak ‘Depremzede çocuklarımız için besin takviyesi sağlayacak vitamin ve sinek ilacı ihtiyacını’ ilettim. Saygıdeğer Burcu Çağrı Çakır hocamız, kısa süre sonra bana kendisinin de yer aldığı ve üç değerli bilim kadınımızın yürüttüğü ‘Tıbbi Besin İçeriği’ projesini iletmesiyle hem çok şaşırdım hem de çok büyük bir onur duydum. Gelin projenin detaylarına bakalım…

AFETTEN DOĞAN BİLİM

Türkiye’de 6 Şubat 2023 tarihinde peş peşe yaşanan 7.6 ve 7.4 şiddetlerindeki depremler sonrasında 3 Türk bilim kadını Laboratuvar çalışmaları sonucunda afet bölgelerinde kullanılacak doyurucu, besleyici, tedavi edici ve salgın hastalıkların önlenmesinde faydalı olabilecek “Tıbbi Besin İçeriği” geliştirdi.

Düzce Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ufuk Koca ÇALIŞKAN, Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Demet ERDÖNMEZ  ve GSS Genel Müdürlüğü İlaç Dairesi İlaç Müfettişi   Burcu Çağrı ÇAKIR, Araştırmaya ilk olarak Kardeş ülke Güney Kore Gıda takviyelerini ve ilaçlarının incelenmesi ile başladılar.  3 Türk bayan, afet sonrası beslenme krizlerinin ve salgın riskini en hızlı şekilde çözebilmek için depremzedeler ve kurtarma ekipleri tarafından “tam ve sağlıklı beslenme” olarak kullanılacak tıbbi gıda içeriği geliştirdiler.  Geliştirilen içerik için patente başvurma aşamasına gelindiği ve içeriği dünyaya duyurmak için bilimsel makale çalışmalarının tamamlandığı bildirildi. 

Düzce Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ufuk Koca ÇALIŞKAN: “Laboratuvarda farmakolojik içerik geliştirme çalışmamızın amacı   doğal afet  zamanlarında  Arama-kurtarmanın  yoğun olarak devam ettiği ilk 10 günlük sürede sahada “sağlıklı ve tam beslenme” ile “gıda ve can güvenliğinin”   sağlanmasına yönelik fikri ve somut çalışmalar ortaya koymaktır. 8 Şubatta başladığımız bu bilimsel çalışmada 2 ayda çok ilerledik. Ancak ekip arkadaşlarım ve ben bu iki ay boyunca deyim yerindeyse yemeden, içmeden ve çok az uyku ile gece gündüz devamlı çalıştık. Dünya üzerindeki tüm ilaçların ve gıda takviyelerinin etken maddeleri ile tüm uluslararası bilimsel makaleleri taradık. Burcu Hanım ek olarak  Uzak Doğu ve özelikle Güney Kore genelinde ürün, içerik ve üretim şekli bakımından ilaç ve besin takviyelerinin hepsini  inceledi. Ekip olarak “formulasyona başka neler eklenebilir, içeriği daha iyi nasıl yaparız?” diye çok fazla kafa yorduk.  Ve içerik olarak eklemek istediğimiz vitamin, mineral, tıbbi aromatik bitki ve tohumlar üzerinde laboratuvar ortamında saatlerce test ve denemeler yaptık.” Dedi . 

Grup üyelerinin  amaçları konusundaki ortak açıklaması Şöyledir :   “Afetin ilk 10 gününde afetten etkilenen bölgelerde çok çeşitli üretim tekniklerine sahip ve içerikleri bilinmeyen besinler yerine “tam ve dengeli besleyici özelliğe sahip tıbbi içerikli gıdalar” ile beslenme sağlanmak temel hedefimizdir. Bu sayede hem alandaki tüm afetzedeler hem de kurtarma ekiplerinin “eş zamanlı eş içerikli” beslenmesi hızlıca ve güvenli bir şekilde sağlanmış olacaktır.   “sıcak yemek üretimi faaliyeti” yerine sadece ilk 10 gün afet alanlarında  kullanılmak üzere üretilen Tıbbi içerikli gıdalar sayesinde afetzedeler tedaviye yardımcı beslenme imkanına, yerli ve yabancı kurtarma ekipleri ise ağır çalışma koşullarına uygun yüksek protein içerikli ve güvenli  beslenme imkanına sahip olacaktır. Tüm beslenme ihtiyaçları tek bir beslenme kitinin içinde olacaktır. Tüm bunlara ek olarak alandaki yerli yabancı tüm kişilerin eş içerikli tıbbi gıdalar ile beslenmesi sağlandığından, alt yapı  ve salgın hastalık  riski yaşanan bölgelerde  “kanalizasyon atıkları” da benzer bir kompozisyona sahip olacaktır. Bu sayede  hastalık teşhis ve tedavilerinde de kolaylık ve etkinlik sağlanacaktır. Buna ek olarak afet bölgelerinde  yurt içi ve yurt dışından yardım amaçlı gönderilen ancak içerik, üretim, saklama ve nakliye koşullarından dolayı afet sahalarında ek sağlık sorunlarına neden olabilecek  gıdaların alanlarda kontrolsüz  şekilde dolaşımı da engellenmiş olacaktır.” 

Prof. Dr. Ufuk Koca ÇALIŞKAN ve Doç. Dr. Demet ERDÖNMEZ  uzay beslenmesi ve uzay tedavisine yönelik ilaç geliştirme konuları üzerinde çalışan iki Türk akademisyendir. Düzce Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ufuk KOCA ÇALIŞKAN, Florida Üniversitesi “Bitki Hücre ve Moleküler Biyoloji” alanındaki akademik çalışmalarının ardından“Bitkisel kaynaklı ilaç etken maddelerinin biyoteknolojik yöntemlerle üretilmesi” üzerine çok ses getiren akademik ve Ar-Ge çalışmaları yapmıştır. Demet Hanım    2021 yılında 7.   Uluslararası Tıbbi ve Aromatik Bitki sempozyumunda ( MESMAP INNOVA) Uluslararası proje ödülü sahibidir.

Yıllardır ilaçların etken maddeleri ile ilaç geliştirme üzerine çalışmalar yapan SGK Denetmeni Burcu Çağrı ÇAKIR ise Uzakdoğu ve özelikle Kore üretimi ilaç ve gıda takviyeleri üzerinde çalışmaktadır.  Ayrıca kendisi dünyadaki “Etken Madde Reçetelenmesi” savunucularındandır. Vı.  Dünya Tıbbi ve Aromatik Bitki kongresinde (Wocmap) yaptığı sunum ile ilaç üretim ve yönetimini AI yapay zeka ile birleştiren önerisi gelişmiş ülkelerce kabul görmüştür.  Burcu Hanım “Sorumlu Baş Müzakereci” olduğu  2015- 1- TR01- KA204-02293 kodlu “Türkiye, Almanya, Hollanda ve İsveç Ülkelerinde  Akılcı Antibiyotik Kullanımı” başlıklı Avrupa Birliği projesi sayesinde birçok ülkede akılcı antibiyotik kullanımı konusunda kamuoyunda bir bilinçlenme gerçekleşti ve reçetesiz antibiyotik kullanımı yasaklandı. Burcu Hanım kamudaki çalışmasının yanında, şuanda Alzheimer Hastalığı’nın tedavisi ve hastalık seyrinin yavaşlatılması amacıyla özel farmakolojik ilaç içeriği geliştirmek için Afrika kıtasında çalışan uluslararası bir ekipte yer almaktadır. Kore Gingsengi , serisin ve fibroin, Kore Propolisi ile Kore tatlı patatesinin bu çalışmasında ve beslenme kitlerinde kullanılmasına yönelik laboratuvar çalışmaları yapmaktadır. Ayrıca Kalkınma Ekonomisi üzerine yaptığı çalışmalar ile de geleceğin en etkili diplomat ve ekonomistleri arasında gösterilen Burcu Hanım’ın, yaratıcı fikirlerinden dolayı  2 sene önce  Nobel adaylığı gündeme gelmiştir. Adaylık sürecinde verdiği şahsi röportajı sırasında da Burcu Hanım Kore’deki çalışmalarına ve Kore ile ilişkilerin önemine vurgu yapmıştır.

https://www.bursadabugun.com/haber/diderot-etkisi-ni-hic-duydunuz-mu-diderot-etkisi-nedir-ozel-haber-1501945.html

Son olarak Müfettiş olan Burcu Çağrı ÇAKIR  “ Hangi Kore? ” ismiyle yazdığı diplomatik rapor ile uluslaraası alanda çok tanınmaktadır.  Kore Cumhuriyeti’nin ve Koreli vatandaşların  isim ve fotoğraflarının  izinsiz ve sahte bir şekilde illegal iş ve kaçakçılık faaliyetlerinde kullanılması sonucu Batılı ülkelerde ve Avrupa’da Korelilere karşı ön yargıları oluşmuştur. Burcu Hanım bu yanlış anlaşılma ve Korelilere yönelik  önyargıları  gidermek için Kore Kültür ve Tarihini metaforik olarak incelediği kitap formatında olan diplomatik bir rapor yazmıştır. Kitap pek çok uluslararası kuruluşta çok ses getirmiştir. Kitabın Girişindeki “Squid Game yorumu” ilk çıktığı dönemde diziye yapılan şiddet eleştirilerine  ve dizinin batılı ülkelerdeki  yasaklama kararlarına engel olmuştur.  ABD Başkanı Biden’ın 1 Haziran 2022 tarihinde “Asyalılara yönelik nefret söylemini” görüşmek için BTS’i davet ederken Burcu Hanım’ın Diplomatik kitabından referans aldığı düşünülüyor. Çünkü kitapta BTS metaforik örneklem olarak kullanılmıştır. Ve daha önce hiç denenememiş bir yazım tekniği ile Kore Tarih ve Kültürü anlatıldığı için kitabın çok etkili olduğu iddia edilmektedir. 

Türk bilim insanlarımızın ileri görüşlülüğü beni gerçekten çok etkiledi. Ayrıca bir türk genci olarak da tecrübesizliğime rağmen onların ilerlediği yolu düşüncelerimle takip edebiliyor olmamın da ayrı bir gururunu yaşadım. Benim aylar sonra bölgeye olan ziyaretlerim ve tecrübelerim doğrultusunda saptadığım bu sorunları, onların deprem olduğu andan itibaren öngörüyor olmaları ve hem depremzedeleri hem de yardım ekiplerini düşünüyor olmaları beni gerçekten çok etkiledi. Deprem bölgesinde birçok milletten birçok ekip aynı anda halkımızı kurtarmak için çabaladı ve hala daha da yardımlarını sürdürüyorlar. Bilim insanlarımızın, gelecekteki dünya afetzedelerine ve onlara yardım için çabalayacak tüm ekiplere böylesine bir proje bırakıyor olması minnettarlığımızı göstermenin en güzel simgesi olacak diye düşünüyorum.

Deprem bölgesinden ayrılırken, çocuklara yaşadıkları tüm kayıplara rağmen tutunabilecekleri bir hedef ve umut olması amacıyla ‘Çok çalışın, okuyun ve gelecekte büyük insanlar olun söz mü?…’ demiştim ve hepsinden büyük bir gülümseme ile onay almıştım. Bilim kadınlarımızın bu başarısının, gelecekleri ve sağlıkları için çabaladıkları başta depremzede çocuklarımıza sonrasında da tüm geleceği için çabalayan gençlerimize örnek olmasını diliyorum..

Haber: Volga Serin Suleymanoglu / yujinvs@yahoo.com

Leave a comment

Trending